"Namaz, Kur'an-ı Kerim, Üveysilik Zikri, Salavat"

Monthly Archives: Mart 2018

Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Ya Rabbi! Bana, seni hatırlayıp dua edebileceğim bir şey öğret.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:

– “Ey Musa! La İlahe İllallah de!”

Hz. Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Ey Rabbim! Bütün kulların bunu diyorlar.” Bunun üzerine Allah-u Teâlâ ona:

– “La İlahe İllallah de.”

Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Senden başka ibadete layık ilah yoktur ya Rabbi! Fakat ben senden, bana has bir şey bildirmeni istiyorum. Bu sefer Allah-u Teâlâ ona şöyle dedi:

– “Ey Musa! Yedi gökler, yedi yerler ve içinde bulunanlar bir kefeye konsa La İlahe İllallah’da öbür kefeye konsa La İlahe İllallah daha ağır gelir.”

Reklamlar


Allahümme barik ala Muhammed’ in ve ala ali Muhammed’ in, kema barekte ala ibrahime ve ala ali ibrahim, inneke hamidun mecid.
Anlamı;
Allahım! Muhammed’ e ve ailesine rahmet kıl, tıpkı İbrahim’e ve ailesine rahmet kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın, şerefi yücesin. Muhammed’i ve ailesini mübarek kıl, tıpkı İbrahim’i ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın, şerefi yücesin.

Cezallahü anna muhammeden ma hüve ehlühu

Anlamı:

Allah Teala Muhammedi bizim adımıza mükafatlandırsın ki O zaten buna ehildir.


Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi’adedi ilmike..


 

Anlamı

Yarabbim! Efendimiz Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize bütün aline nihayetsiz olan her ilminin adedince ona salatu selam ile bereketler nasip eyle.


 

BİRİNCİ BAB
ÂLEMDE (DÜNYADA) MÜRŞİD VE
MÜRİD KİMDİR? İRŞAD KİMİN HAKKIDIR? ONU İZAH EDER

Ey Hakk (ve hakikat) isteklisi bil ki!  
Âlemde mürşid: Her şeyde kendi varlığı‐
nı gören, bir makama erişen kimsedir ki
artık (bu durumda) âlemde hiç bir  şeyin
varlığı olmaz. (Onun) her  şeyde tasarrufu
vardır. Mürşid işte bu sıfata sâhib kimsedir.
Mürid de: Bütün Berzahı (geçitleri) kate‐
dip geçmiş  bir kimsedir ki, onun görmediği
bir makam olmaz. Sadece KUTBİYYET ma‐
kamı kalmıştır. Mürid de böyle bir kimsedir.
Âlemde mürşid tek olduğu gibi müridde
tekdir.1
Fakat bir kısım (Şeyhler) vardır ki; irşad
makamına ayak basmadan dünyada irşad
ederler. Kendilerine MEŞÂYİH’iz derler;
herbirinin müridleri vardır. Falan şeyh, falan
mürid irşad etti derler. Bunlar hakkında
sorulacak olursa deriz ki;  
Böyleleri Hakk dergâhında mahcûbdurlar

1 Mürid sayısının çok olmasının önemli olmadığı‐
na işaret ediliyor.


 

(perdelidirler).
İşte nakledilen  şu Hadis‐i Kutsi’de Hakk
Teâlâ şöyle buyurmuştur:  
“Benîm evliyam Kubbelerim altındadır.
(Veya Kubbelerim altında bir takım velilerim
vardır ki) Onları Ben’den başkası bilmez.”2
Bundan anlaşılıyor ki: Biz mürşidiz diye
iddia edenler Hakk Teâlâ dergâhında mah‐
cûbdurlar. Bundan dolayıdır ki, Hakk Teâlâ
hazretlerini her  şeyde hâzır (ve nazır) bil‐
mezler. Kendi varlıklarını da layıkıyle bilme‐
mişlerdir. Henüz mahcûbdurlar. (Bu halde
iken) irşad davasında bulunurlar, kendilerini
dünya halkına veli olarak tanıtırlar. Eğer
bunlar velayete ayak basmış  olsalardı irşad
davasında bulunmazlar ve kendilerini halk
arasında aziz bilip Hakk katından uzak ol‐
mazlardı.
Bu makam sahipleri, evliya sözünü satan
dellâllardır ki (ilan edici; dâvet edenler)   
kendilerini halka hoş  kimse olarak gösterir‐
ler ve veli olarak tanıtırlar. Bu, son derece
denî (alçak, kötü, kişiliksiz) olan bir makam‐
dır. Ehl‐i Hakk katında bundan daha aşağı bir
mertebe yoktur.
Evliya ise öyle kimselerdir ki: Bütün âle‐

2 Hadis için bkz. Abdurrahman Camî, Nefehâtu’l‐
üns min Hadarâti’l‐Kuds, Hazırlayan: Süleyman
Uludağ‐ Mustafa Kara, İstanbul, 1995, s.452.


13 Akşemseddin  
me (her  şeye) gizlidir, Allah Teâlâ’nın hazi‐
nedarıdır. Her ilmi bilir. Herkese kendiliğince
(kendiliğinden) bilinir. Kısmetinde ne kadar
tasarruf mevcut ise sarf eder. Bu dünya
halkı tasarruf kimin elinde olduğunu bilme‐
diğinden dolayı evliya zamanında bilinmez.
Evliyanın her ne kadar zahiri varlığı gizli
değilse de hakikâti (sırrı) gizlidir. Kimse
onun haline muttali olmaz. O, bu dünya hal‐
kının tasavvur ettiği gibi değildir. Zira onun
hiç kimseye ihtiyacı olmaz. Böyle muhtaç ol‐
mayan bir kimse de (hâşâ) Hakk Teâlâ’nın
sırlarını ve kendi velayetini halka yayıp du‐
yurmaz. Ayrıca, Dünya halkının evliyanın
sırrından bir zerreyi  ‐helak olmadan‐
duymasına ve o sırlara takat getirmesine de
kudreti yoktur. Böyle bir şey imkânsızdır. Bu
duruma göre zikredilen sahih hadisde geçti‐
ği gibi “Bu sıfattaki kimseleri Allah
Teâlâ’dan gayri kimse bilmez.”



%d blogcu bunu beğendi: