"Namaz, Kur'an-ı Kerim, Üveysilik Zikri, Salavat"

Category Archives: Tavsiye ve Önemli Bilgiler

Marifetin 7 Kapısı

  • Marifetin 1. kapısı: Teslim ol!
  • Marifetin 2. kapısı: Hiç ol!
  • Marifetin 3. kapısı: Biz ol!
  • Marifetin  4. kapısı: Acabasız ol!
  • Marifetin 5. kapısı: Cömert ol!
  • Marifetin 6. kapısı: Âşık ol!
  • Marifetin 7. Kapısı: Vuslata Eren ol!
Reklamlar

  1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
  2. Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !
  3. Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
  4. Kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.
  5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: Bırak kendini, koy gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
  6. Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
  7. Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
  8. Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
  9. Kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
  10. Kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
  11. Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
  12. Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
  13. Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.
  14. Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
  15. Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
  16. Kural: Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.
  17. Kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
  18. Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
  19. Kural: Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
  20. Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
  21. Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
  22. kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
  23. Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…
  24. Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
  25. Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
  26. Kural: Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.
  27. Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.
  28. Kural: Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.
  29. Kural: Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.
  30. Kural: Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez kusur örter.
  31. Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
  32. Kural: Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama Kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
  33. Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
  34. Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.
  35. Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.
  36. Kural: Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!
  37. Kural: Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.
  38. Kural: Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık ! Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
  39. Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.
  40. Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde.

Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Ya Rabbi! Bana, seni hatırlayıp dua edebileceğim bir şey öğret.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:

– “Ey Musa! La İlahe İllallah de!”

Hz. Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Ey Rabbim! Bütün kulların bunu diyorlar.” Bunun üzerine Allah-u Teâlâ ona:

– “La İlahe İllallah de.”

Musa aleyhisselam dedi ki:

– “Senden başka ibadete layık ilah yoktur ya Rabbi! Fakat ben senden, bana has bir şey bildirmeni istiyorum. Bu sefer Allah-u Teâlâ ona şöyle dedi:

– “Ey Musa! Yedi gökler, yedi yerler ve içinde bulunanlar bir kefeye konsa La İlahe İllallah’da öbür kefeye konsa La İlahe İllallah daha ağır gelir.”


Bismillâhirrahmânirrahîm.

Niçin TEVBE?

* Kul  “Tevbe Estağfurullah” diyerek; Rabbinin büyüklüğünü ve kendi acizliğini ortaya koyarak şirkten; yani İlahlık iddiasından uzaklaşır.

* Geçmişte, yaptığı hata ve günahlarının bağışlanmasını Allah’ından ister.

* İçini ve dışını temizler.

* Ahirete ve hesap gününe tam imanını ortaya koyar ve o büyük güne hazırlanır.

* Rabbimizin  “ Tevbe edin, bağışlayayım.” ,  “Denizdeki dalgaların köpüğü kadar günahınız olsa da tevbe edin, bağışlayayım.”  kutsi sözünün hayata geçmesini gerçekleştirmek; bu bağışa mahzar olmak.

* Pişmanlığını ortaya koyduktan sonra kişi,  bir daha günah işlemeyeceğine dair Yüce Allah’ ına söz vermiş olur.

* Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (sav) örnek alır ve onun güzel ahlakı ile ahlaklanmaya başlar.

* 100 Şehit Sevabı alır. Evet 100 Şehit Sevabı alır…

Peygamber Efendimiz’ in (sav);  “KİM BENİM UNUTULMUŞ BİR SÜNNETİMİ ÖĞRENİR, YAPAR VE ÖĞRETİRSE ONA 100 ŞEHİT SEVABI VERİLİR. “ hadisini artık öğrendin. İnşallah uygulayacaksın ve ömrün boyunca bir kişiye öğretirsen ve sende ömrün boyunca zikrine devam edersen buna hak kazanır ve hayatın boyunca mutlu bir hayat sürersin.

Peygamberimizin 3 türlü sünneti vardır:

1- Kendi bedeninde gerçekleştirdikleri  ( Giyinmesi, konuşması, temizliği vs.),

2- Çevresindekilere; arkadaş ve ümmetine karşı gerçekleştirdikleri,

3- Rabbi ile olanlar.

İşte biz burada Peygamber Efendimizin (s.a.v); her türlü büyük ve küçük günahlardan uzak olmasına rağmen, biz insanlar için büyük, büyük olduğu kadar da bilinmeyen; bilinse de uygulanmayan sünnetine sahip çıkarak, uygulayarak, sizlere öğreterek ve sizin de ileride bir kardeşimizin gerçek anlamda kurtuluşuna vesile olacağınız için bu sünneti mutlaka hayata koyuyoruz. Böylelikle bu müjdeyle müjdelendik. Sizleri de müjdeliyoruz. Mübarek olsun…


Niçin  SALAT-I  ŞERİFE ?

Yüceler Yücesi Rabbimiz, bir ve eşi benzeri bulunmayan Allah’ımız buyuruyor:

 “ Kim benim Habibime (Sevdiğime) bir salat ve selam yollarsa; Ben ona 10 salat ve selam veririm.”  Bu demek ki Rabbimiz; Peygamber Efendimize (s.a.v ) 1 salat ve selam söyleyene-gönderene 10 sevap veririm demekte. 1’e 10 iyilik… Rabbimizin cömertliğine bakın. Tevbe ve estağfurullahlarla günahımız silinerek bitmedi ise; Salat-ı Şeriflerle de günahlarımız silinmeye devam eder. Yani bizlerin günde en az 100 salat ve selam yollamamız sonucunda 100X10=1000 sevap alınır ve 1000 günahımız silinir.  Rabbimizin merhametlilerin en merhametlisi oluşunun bir kez daha ortada oluşunun güzelliğine bir bakın…

Günahlardan arındıktan sonra bire on olan sevaplar biter mi hiç? Bu seferde amel defterlerimize 10 ‘ ar iyilik olarak yazılır. Taa ki, cennet ehli oluncaya kadar bu devam eder. Bitti mi? Hayır. Cennet ehli olduktan sonra da cennetteki makamının güzelleştirilmesi; bir başka değişle daha iyi cennete yükselmeye yarar. Cennet makamımız bu dünyadaki amellerimize bağlı değil mi?

* Salat-ı Şerifeler Peygamberimizi ne kadar çok sevdiğimizin bir göstergesidir.    

  (Kişi sevdiği ile beraberdir.)

* Peygamberimizin şefaat sancağı altında toplanmamızı sağlar.

* Yaklaşık 2000 adet Salat-ı Şerife var. Hangisi kolayına gelirse o Salat-ı Şerifeyi söyle. İster uzun isterse kısa olsun fark etmez. İlle de hangisi dersen biz;  “Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed” deriz.


Niçin  11  İHLAS  VE 1 FATİHA ?

Yukarıda yazdıklarımız çok kimseler tarafından uygulanmaktadır. Ama bizim farkımız işte bu bölümde ortaya çıkmakta. 11 İhlas ve 1 Fatiha okuyup, Peygamberimize (s.a.v), O’nun   Yüce  Akrabalarının  ve  arkadaşlarının (ashabının) mübarek  ruhlarına  hediye etmeyince Arşı melekler  açmaz. Dolayısıyla salat ve selamlar Rabbimize ulaşmamış olur. Bu yüce salat ve selam arş ve arz arasında dolaşır durur. Yol budur.

* 11 İhlas ve 1 Fatiha, Yüce Kitabımızın çok çok hatmidir. Hatimle, salat ve selamlar Yüce Peygamber Efendimize (s.a.v) ve sonrada; Rabbimize ulaşır. Bunun için bu anlatılanlar, en az zikir kadar önemli ve tamamlayıcısıdır. Bu, olmazsa olmazlardan biridir.


Niçin TEVHİD?  Niçin “LA İLAHE İLLALLAH”?

Tevbe Estağfurullah ile kul içini ve dışını temizlemiş olur. Resulullah Efendimize (s.a.v)  yol almaya; yani salat ve selam yollamaya hak kazanır ve yolladıkları kabul olunur.

11 İhlas ve 1 Fatiha ile yani Kur’an-ı Kerim’in hatmi ile Rabbine yol almaya başlar. La İlahe İllallah ile de; açık olan arştan manevi yolculuk başlamış olur. Mübarek olsun… Artık Rabbin ve O’nun sevdikleri ile başbaşasın. Ne saadet, ne mutluluk… Arş ve arzda imrenilen ve sevilen biri oldun.

***Tevhidin sonunda 11 İhlas ve 1 Fatiha okunmaz***

Çünkü yattıktan sonra olsun; gündüz olsun sende tevhid devam etmektedir. Nasıl olur diye itiraz etme  ” Mutlaka  yaşayacak  ve  göreceksin.”  Sabah kalktığında zikre devam ettiğine; zikre devam ettirildiğine şaşacaksın. Şaşma, bu bir şey değil daha ne güzellikler yaşayacaksın. *Davranışlarına dikkat et. Artık başıboş değilsin. Artık devamlı izlenmektesin ve çook ama çok sevilmektesin.

 


Ey iman edenler, Allah’ı çok çok zikrediniz ve O’nu sabah akşam tesbih ediniz.(Ahzab:41-42)

Hem Rabbinin ismini zikret, hem de her şeyden kesilerek O’na ihlâs ile ibadet et. (Müzemmil:8)

 Sabah akşam Rabbinin ismini zikret.(İnsan:25)
 

Allah’ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.(Enfal:45)

Onlar inanmışlardır, kalpleri de Allah’ı zikretmekle huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak ve ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur.(Rad:28)

Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve şöyle de: Umulur ki Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir.(Kehf:24)

Benim zikrimden yüz çeviren bilsin ki, onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.(Taha:124)

 Onları ne ticaret, ne de alış veriş Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoyar. Onlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.( Nur:37)

Namaz kıl; muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkoyar. Allah’ı zikretmek en büyüktür.(Ankebut:45)

Allah’ı zikreden erkek ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır. “Ey Rasulüm! Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Kendinin, inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. (Muhammed: 19)

Rahman olan Allah’ı zikretmeyi görmezlikten gelene yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş olarakveririz.(Zuhruf:39)

Artık siz beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim. Siz bana şükredin ki, ben de size olan nimetimi artırayım. Sakın nankörlük etmeyin.(Bakara:152)

 Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı zikrederler.(Ali İmran: 191)

 (O korkulu zamanda) Namazı kılıp bitirdikten sonra ayakta iken,otururken,yanlarınızın üstüne yatarken hep Allah’ı zikredin.(Nisa l03)

İman edenlere vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın zikriyle titremesin. (Hadid 16)

Sabah ve akşam içinden yalvararak ve korkarak yüksek olmayan hafif bir sesle Allah’ı zikret. Gafillerden olma. (Araf 205)

Azim olan Rabbinin adını tesbih et.(Vakıa:74)

 Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alı koymasın. Böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır. (Munafikun:9)

 Kim Rabbini zikretmekten yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bu azaba uğratır.(Cin:17)

 Muhakkak ki arınmış olan ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan saadete erişecektir. (Ala:14-15)

Ey iman edenler! Allah’tan sakının. Herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. (Haşr:18)

  • Allah-u Teala buyuruyor:La ilahe illallah  benim kalemdir. Bu kaleden içeri giren kişi benim azabımdan emin olur.
  • Hadisler
  • (La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar]
  • Allah katında amellerin en kıymetlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir.
  • Allah’ı zikretmenin en faziletlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir.
  • ‘Lâ ilâhe illallah demek doksan dokuz belayı önler, bunların en hafifi de üzerinizdeki sıkıntının kalkmasıdır.
  • ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kimseyi işlediği günahlardan dolayı kafir diye suçlamayın. ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kimseye kafir diyenin kendisi kafir olur.
  • ‘Lâ ilâhe illallah’‘ diyen kimse bela ve sıkıntılarından kurtulur.
  • ‘Kıyamet günü benim şefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse ihlasla (samimi olarak – içinden gelerek ) Lâ ilâhe ilallah diyen kimsedir.
  • ‘Benim ve diğer Peygamberlerin zikrettiği en üstün kelime, ‘Lâ ilâhe illallah’ sözüdür.
  • La ilahe illallah’ı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin! [Taberani]
  • Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar. [Taberani]
  • ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kimsenin günahları silinir ve yerine o kadar da sevap yazılır.’
  • ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kimse sözünde sadık ise (samimi ve halis bir kalp ile söylerse) bütün günahları affedilir.

nefsini bilen ile ilgili görsel sonucu
Allâh’u Teâlâ ne zaman ki nefsi yarattı;ona sordu:
“Ey nefis!Bildin mi, ben kimim ve sen kimsin?”
Nefis: “Sen sensin, ben de benim” diye cevap verdi.
 
İşte nefis o zamandan beri Allâh’u Teâlâ’nın huzurunda senlik benlik davasında bulundu, hâlâ da bu davayı bırakmamıştır..
 
Allâh’u Teâlâ bunun üzerine nefse hışım etti. O hışmın pırıltısından cehennem yaratıldı. Allâh’u Teâlâ’nın emri ile cehennem 3 bin sene yakıldı. Öylesine karardı ki cehennemin içinde göz gözü görmez hale geldi ve iyice ısındı.
 
Allâh’u Teâlâ’nın emri ile nefs, cehenneme atıldı. İyice yandıktan sonra çıkarılıp Allâh’u Teâlâ’nın huzuruna getirildi ve soruldu:
 
“Ey nefis! Sen kimsin, ben kimim?”
 
Nefis: “ben benim, sen de sensin” diye cevap verdi.
 
Allâh’u Teâlâ bin yıl daha cehennemde yakılmasını emretti.
 
Tekrar çıkardılar ve kendisine sordular. Yine aynı cevabını verdi.
 
Allâh’u Teâlâ’nın emri ile bin yıl daha cehennemde yakıldı.
Böylece nefs-i emmâre toplam 3 bin yıl cehennemde yandı ve senlik-benlik davasınından vazgeçmedi.
 
Bunun üzerine Allâh’u Teâlâ “nefsin gıdasının kesilmesi” emrini verdi.
 
Nefsin gıdası kesildi ve 3 günde feryadı basarak: “Beni Rabbime iletin” dedi.
 
Cehennem görevlileri hayretler içinde kalıp:
 
“Bu nefis üç bin yıl cehennemde yanıp türlü türlü azaplar çekti, 
bir defa olsun “RABBİM” demedi. Şimdi gıdası üç gün kesildi, tuttu “beni Rabbime iletin”dedi.
 
Cehennem malikleri Allâh’u Teâlâ’ya niyaz edip, şöyle dediler:
 
“İlâhi! Sen gaibleri bilicisin. Şu nefis ki 3 bin yıl cehennemde yandığı halde hiç kimseye baş eğmedi. 
Şimdi üç gün aç kaldı, “BENİ RABBİME GÖTÜRÜN” diye feryada başladı.” dediler.
 
Allâh’u Teâlâ huzuruna getirilmesini irade buyurdu. Gittiler nefsi getirdiler.
Allâh’u Teâlâ nefse sordu:
 
“Ey Nefis! Bildin mi, ben kimim, sen kimsin?”
 
Nefis bu defa şu cevabı verdi:
 
“Bildim Mevlam. Sen Rabbimsin, ben de senin âciz kulunum”
 
Müzekkin-Nüfus (Eşrefoğlu Rumi Hz.) Sayfa:296-297

İlgili resim

Merhabalar

Sadaka vermenin önemini bilmeyenimiz yoktur ama Hadid suresi 18. ayeti okuyalım isterseniz..


Hadid/18

İnnel mussaddikîne vel mussaddikâti ve akradûllâhe kardan hasenen yudâafu lehum ve lehum ecrun kerîm(kerîmun).

Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.


İhtiyacı olana yardım etmenin yanı sıra (çünkü bunu hepimiz biliyoruz) değinmek istediğim hayvanlara gıda yardımında bulunmak.Üstelik artan yemeklari dökmek yerine bir kaba koyup ulaşabilecekleri noktalara bırakarak..

Bırakacağınız bir kap su, bir kap yemekle açlıktan ölmek üzere olan bir hayvanın hayatını kurtarabilirsiniz..Ayrıca sadaka yerinede geçer..

Sevgiler

Allah der ki; Hayvanlar benim sessiz kullarımdır.

Onlar şimdi zulme susuyorlar ama hesap günü konuşacaklardır!..(Hz. Mevlana)



%d blogcu bunu beğendi: