"Namaz, Kur'an-ı Kerim, Üveysilik Zikri, Salavat"

Üveys Akademi Ders 1

Reklamlar

Salavat-14

Allahümme barik ala Muhammed’ in ve ala ali Muhammed’ in, kema barekte ala ibrahime ve ala ali ibrahim, inneke hamidun mecid.
Anlamı;
Allahım! Muhammed’ e ve ailesine rahmet kıl, tıpkı İbrahim’e ve ailesine rahmet kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın, şerefi yücesin. Muhammed’i ve ailesini mübarek kıl, tıpkı İbrahim’i ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın, şerefi yücesin.

Salavat-13

Cezallahü anna muhammeden ma hüve ehlühu

Anlamı:

Allah Teala Muhammedi bizim adımıza mükafatlandırsın ki O zaten buna ehildir.

Salavat-12

Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi’adedi ilmike..


 

Anlamı

Yarabbim! Efendimiz Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize bütün aline nihayetsiz olan her ilminin adedince ona salatu selam ile bereketler nasip eyle.

Evliya Makamları (Makâmât‐ı Evliya)’dan

 

BİRİNCİ BAB
ÂLEMDE (DÜNYADA) MÜRŞİD VE
MÜRİD KİMDİR? İRŞAD KİMİN HAKKIDIR? ONU İZAH EDER

Ey Hakk (ve hakikat) isteklisi bil ki!  
Âlemde mürşid: Her şeyde kendi varlığı‐
nı gören, bir makama erişen kimsedir ki
artık (bu durumda) âlemde hiç bir  şeyin
varlığı olmaz. (Onun) her  şeyde tasarrufu
vardır. Mürşid işte bu sıfata sâhib kimsedir.
Mürid de: Bütün Berzahı (geçitleri) kate‐
dip geçmiş  bir kimsedir ki, onun görmediği
bir makam olmaz. Sadece KUTBİYYET ma‐
kamı kalmıştır. Mürid de böyle bir kimsedir.
Âlemde mürşid tek olduğu gibi müridde
tekdir.1
Fakat bir kısım (Şeyhler) vardır ki; irşad
makamına ayak basmadan dünyada irşad
ederler. Kendilerine MEŞÂYİH’iz derler;
herbirinin müridleri vardır. Falan şeyh, falan
mürid irşad etti derler. Bunlar hakkında
sorulacak olursa deriz ki;  
Böyleleri Hakk dergâhında mahcûbdurlar

1 Mürid sayısının çok olmasının önemli olmadığı‐
na işaret ediliyor.


 

(perdelidirler).
İşte nakledilen  şu Hadis‐i Kutsi’de Hakk
Teâlâ şöyle buyurmuştur:  
“Benîm evliyam Kubbelerim altındadır.
(Veya Kubbelerim altında bir takım velilerim
vardır ki) Onları Ben’den başkası bilmez.”2
Bundan anlaşılıyor ki: Biz mürşidiz diye
iddia edenler Hakk Teâlâ dergâhında mah‐
cûbdurlar. Bundan dolayıdır ki, Hakk Teâlâ
hazretlerini her  şeyde hâzır (ve nazır) bil‐
mezler. Kendi varlıklarını da layıkıyle bilme‐
mişlerdir. Henüz mahcûbdurlar. (Bu halde
iken) irşad davasında bulunurlar, kendilerini
dünya halkına veli olarak tanıtırlar. Eğer
bunlar velayete ayak basmış  olsalardı irşad
davasında bulunmazlar ve kendilerini halk
arasında aziz bilip Hakk katından uzak ol‐
mazlardı.
Bu makam sahipleri, evliya sözünü satan
dellâllardır ki (ilan edici; dâvet edenler)   
kendilerini halka hoş  kimse olarak gösterir‐
ler ve veli olarak tanıtırlar. Bu, son derece
denî (alçak, kötü, kişiliksiz) olan bir makam‐
dır. Ehl‐i Hakk katında bundan daha aşağı bir
mertebe yoktur.
Evliya ise öyle kimselerdir ki: Bütün âle‐

2 Hadis için bkz. Abdurrahman Camî, Nefehâtu’l‐
üns min Hadarâti’l‐Kuds, Hazırlayan: Süleyman
Uludağ‐ Mustafa Kara, İstanbul, 1995, s.452.


13 Akşemseddin  
me (her  şeye) gizlidir, Allah Teâlâ’nın hazi‐
nedarıdır. Her ilmi bilir. Herkese kendiliğince
(kendiliğinden) bilinir. Kısmetinde ne kadar
tasarruf mevcut ise sarf eder. Bu dünya
halkı tasarruf kimin elinde olduğunu bilme‐
diğinden dolayı evliya zamanında bilinmez.
Evliyanın her ne kadar zahiri varlığı gizli
değilse de hakikâti (sırrı) gizlidir. Kimse
onun haline muttali olmaz. O, bu dünya hal‐
kının tasavvur ettiği gibi değildir. Zira onun
hiç kimseye ihtiyacı olmaz. Böyle muhtaç ol‐
mayan bir kimse de (hâşâ) Hakk Teâlâ’nın
sırlarını ve kendi velayetini halka yayıp du‐
yurmaz. Ayrıca, Dünya halkının evliyanın
sırrından bir zerreyi  ‐helak olmadan‐
duymasına ve o sırlara takat getirmesine de
kudreti yoktur. Böyle bir şey imkânsızdır. Bu
duruma göre zikredilen sahih hadisde geçti‐
ği gibi “Bu sıfattaki kimseleri Allah
Teâlâ’dan gayri kimse bilmez.”

Salavat-11

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinin nuriz zatiyyi ves sirris sari fi sairil esmai ves sıfati

Anlamı

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e salat ve selam eyle, onu mübarek kıl ki, o mücessem bir nur ve diğer isim ve sıfatlara nüfuz eden bir sırdır.

Salavat-10

Bismillahirrahmanirrahiym* Allahümme salli ve sellim ala aynir rahmetir rabbaniyyeti vel yakutetil mütehakkıkatil haitati bi merkezil fühumi vel meani ve nuril ekvanil mütekevvinetil ademiyyi sahıbil hakkır rabbaniyyil berkıl estai bi müznil eryahıl malieti li külli mütearridın minel bühuri vel evani ve nurikel lamiıllezi mele’te bihi kevnekel haitı bi emkinetil mekani* Allahümme salli ve sellim ala aynil hakkılleti tetecella minha uruşül hakaikı aynil mearifil akvemi sıratıket tammil eskam* Allahümme salli ve sellim ala tal’atil hakkı bil hakkıl kenzil a’zami ifadatike minke ileyke ihatatin nuril mutalsemi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve salaten tüarrifüna biha iyyah.

 

Manası:

Ey Allah’ım! Nazargahın olan rahmet pınarı,sonsuz kudretinle tahakkuk eden yakut ve inci tanesi, mana ilimlerinin mübarek Zat-ı Ahmediyyesi’nde neşet eden göz kamaştırıcı nur, Yüce Allah’ın ayan beyan apaçık mucizesi,yağmur tanelerini taşıyan rahmet bulutları arasında çakan şimşekler misali, zamanın ve de denizlerin engelleyemediği bütün mekanları kuşatan, kainatı aydınlatan Muhammed Mustafa’ya salat ü selam et,mübarek eyle Allah’ım!

Ey Allahım! Marifetlerin tecelligahı ve kaynağı,hakkın hakikatin görünen gözü, hakiki saltanatın onun marifetiyle ancak tecelli ettiği,edeceği marifetlerin menbaı,Sırat-ı Müstakim’de sebat etme sonucu zirveye taht kuran, o en berrak, pak ve temiz ruh u pak-i Muhammed(s.a.v.)’e salat ü selam olsun.

Ey Allahım! Hak ve hakikatin apaçık yüzü; senin sonsuz kudret ve celalinle en güzel ahlak-ı hamideye sahip olan, tükenmek bilmeyen hazinenin mümessili,gizli aşikar nur timsali Muhammed Mustafa’ya, al ve ashabına salat ü selam eyle ki, bu selam ile o müstesna insanı tanıyabilelim,onun yolunda yaşıyabilelim.Amin…


%d blogcu bunu beğendi: